Tanzimattan Önce
Osmanlı İmaparatorluğu teşkilatı incelendiğinde idari kuruluş yapısına Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Memlukler ve Anadolu Beylikleri gibi bazı İslam ve Trük devletleri teşkilatlarının örnek olduğu görülmektedir. Osmanlı devleti maliye teşkilat, Batı (İran) Moğolları denilen İlhanlılar ile Anadolu Selçuklularının teşkilatından alınmıştır.

Orhan Bey döneminde (1326-1359) Bursa’nın başkent yapılmasıyla birlikte bir göçebe sınır beyliğinden yerleşik bir devlet düzenine geçilmiş ve devlet olmanın bütün koşulları kazanılmıştır. Devletin mali teşkilatı da esas itibariyle Orhan Gazi zamanında kurulmaya başlamıştır. I. Murat zamanında devletin merkez ve eyalet teşkilatları tamamlanmış, daha sonra Çelebi Mehmet’in (1403-1421) girişimleri ve başarılı çalışmaları ile Timur’un yarattığı sarsıntı sonucu devletin bütünlüğünü tehdit eden, yayılma ve gelişmesini geciktiren iç teklikeler önelenmiş devlet düzeni yeniden kurulmuştur. Nihayet 29 Mayıs 1453’te Fatih Sultan Mehmet, bin yıldır devam eden Doğu Roma (Bizans)İmparatorluğu2na son vererek sınırları Avrupa içlerine kadar uzanan bir devletin, yeni bir İmparatorluğun kuruluşunu sağlamıştır.
Bu genişlemelere ve gelişmelere paralel olarak aynı dönemin sonunda gelindiğinde para basımından tımar düzenine ve Defterdarlık düzeyinde merkez ve taşra teşkilatına kadar mali örgütlenmenin bütün müesseseleriyle tamamlandığı görülmektedir.
Sarayın ve padişahın hizmetleri saraydaki birun, Enderun ve harem personeli ile yürütülürken, merkezde devletin genel idari hizmetleri ve işlemleri kalem olarak adlandırılan üç ana büro ya da daire tarafından yürütülmektedir. Bu daireler, Divan-ı Hümayun kalemleri, Bab-ı Defter (Defterdarlık) ve Defterdarhanedir. Bunlardan divan-ı hümayun kalemleri ile defterdarhane nişancıya, hazine-i amire ile birlikte defterdarlık kalemleri defterdara bağlıdır.
Tanzimat öncesi dönemde devletin esas hazinesi yani hazine-i amire başdefterdarın hönetiminde ve sorumluluğundadır. Hazineye giren ve hazineden çıkan paraların hesabını tutmak, devletin gelirlerini toplamak ve giderlerini yapmak, merkez ile taşra (eyaletlerinin) gelir, gider, nakit ve mahsub ilişkilerini sağlamak, devletin yıllık gelir ve giderlerini dengelemek, gelir ve gider konularında gerekli tedbirleri almak ve ilgili yılın kesin hesabını çıkarmak üzere başdefterdarlığa bağlı birimler (kalemler) kurulmuştur. Kurulan bu maliye hepsine birden bab-ı defteri denilmiştir.
Tanzimata gelinceye kadar yaklaşık beş buçuk asırlık uzun bir dönemde maliye teşkilatı kalemleri arasında zamana ve şartlara göre değişiklikler yapılmış, yenileri kurulurken bazıları yeniden örgütlenmiş ya da kaldırılmıştır.
Osmanlı devletinde maliye idaresi “Bab-ı Defteri”, “Defterdar Kapısı” gibi isimlerler anılmaktadır.
Defterdarlık devletin teşkilat yapısı içinde mali işleri yürüten bir üst kuruluştur. Devletin tüm merkez ve taşra mali birimleri Defterdarlığa bağlı olarak çalışmaktadır. Defterdarlık kalemleri ve hazinenin başında defterdar bulunmaktadır. Selçukluların müstevfi dedikleri vezire Osmanlılar defterdar demişlerdir. Osmanlı Devletinde hükümdar tüm servetin muhafız ve murakıbıdır. Mali işlere önceleri Vezir-i Azam bakardır. Sonraları bu işleri fiilen idare etmek üzere Başdefterdarlık ihdas edilmiştir. Osmanlı devletinde ilk defterdarın I Murat’ın son senelerinde veya Yıldırım Beyazıt zamanında tayin edildiği tahmin edilmektedir. Divana (Divan-ı Hümayuna) dahil olan defterdar vezirlerle kazaskerlerden sonra gelmekte ve bugünkü anlamıyla Maliye Bakanı olarak görev yapmaktadır.
Osmanlılarda XV. Asrın son yarısına kadar merkezde bir defterdar ile eyaletlerde ona tabi hazine ve mal defterdarları vardı. Memleketin genişlemesi üzerine II. Beyazıt zamanında merkezdeki defterdar adedi ikiye çıkarılmıştır. Bunlardan Rumeli defterdarı aynı zamanda başdefterdardı ve Rumeli’deki haslar ile mukataalara bakardı. Anadolu defterdarı ise Anadolu’daki haslarla mukataalara bakmakla görevliydi. Yavuz Sultan Selim’in Doğu Anadolu ve Suriye’yi almasını takiben oraların mali işlerine bakmak üzere Halep’te Arap ve Acem Defterdarlığı adıyla üçüncü bir defterdarlık kurulmuştur.

XVI. ası ortalarında Rumeli ve Anadolu defterdarlıklarına bağlı olan yalılar ile İstanbul mukataaları ayrılarak merkezde şıkkı sani ünvanıyla bir defterdarlı daha kuruldu. Bu suretle derece sırasıyla İstanbul’da Rumeli veya Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı, Anadolu Defterdarlığı ve Şıkk-ı Sani Defterdarlığı adı ile üç defterdarlık meydana geldi. Daha sonra Tuna (Macaristan) ve Anadolu ile Suriye’de çeşitli kenar defterdarlıkları kuruldu ise de sonradan kaldırıldığı için maliye teşkilatında üç defterdar kaldı.
XVII. asır ortalarından itibaren defterdarlar şıkk-ı evvel, şıkk-ı sani ve şıkkı salis adlarıyla anılmıştır. Bu tarihten itibaren şıkk-ı evvel defterdarı başdefterdar olarak bütün mali işlerin başı ve sorumlusu oldu. Diğer defterdarlar onun yardımcısı gibi grev yaptılar. III. Selim zamanında şıkk-ı sani defterdarı Nizamı-ı Cedit haziesine memur oldu ise de Nizam-ı Cedit kaldırılınca bu makam da kaldırıldı. Bu defterdara İrad-ı Cedit Nazırı da deniliyordu. Yine III. Selim döneminde, 1795’de Zahire Nezareti’nin kurulmasıyla birlikte şıkk-ı salis defterdarlığı Zhire Nazırlıyıyla birleştirildi. Ancak 1805 yılında tersane Hazinesi’nin kurulmaından sonra Tersane Nazırı şık-ı salis olarak kabul edildi, zahire nazırları ise şıkk-ı rabi derecesine indirildi. Şıkkı salis defterdarlığı 1834’te Mansure Defterdarlığına ilhak olundu. Böylece maliye işlerinein idaresi münhasıran şıkk-ı evvel defterdarının idaresine verildi.
II. Mahmut zamanında Yeniçeriler ortadan kaldırıldıktan sonra biri askeri giderlerin idaresi için Masarifat Nezareti, diğeri de iltizama verilmesi usulü kaldırılan mukataaların gelirlerinin idaresi için Mukataat Nezareti olmak üzere iki teşkilat kuruldu. 1834 tarihinde masarifat nezareti kaldırıldı, şıkk-ı evvel defterdarlığı Hazine-i Amire ve Mansure Defterdarlığı adlarıyla iki kısam ayrıldı. Nihayet Gülhane Fermanı’ndan birbuçuk sene kadar önce 28 Şubat 1838 tarihli ferman ile Hazine-i Amire Mansure hazinesine ilhak olunarak ve defterdarlık ünvanı kaldırılarak Umur-ı Maliye Nezareti kuruldu. Abdurrahman Nafiz Bey’e vezaret ve paşalık ünvanı verilerek ilk Maliye nazırı oldu. Maliye Nazırı ünvanının ihdası sırasında Maliye Müsteşarlığı da ihdas ve ilk müsteşarlığa mukataat zimmeti Hüseyin Hüsnü Efendi (Köse) tayin olundu.
Ancak Maliye Nezareti’nin bu statüsü uzun ömürlü olmadı. Abdülmecit’in tahta geçmesinden hemen sonra ve Tanzimattan birkaç ay önce 2 Eylül 1839’da Maliye Mezareti ikiye ayrılarak tekrar Defterdarlığa dönüldü. Hazine-i Amire defterdarlığı ile Mukataat Hazinesi Defterdarlığı yeniden kuruldu. Nezaret Defterdarlıklara ayrıldığı için müsteşarlık kaldırıldı.
Tanzimat Dönemi (1839-1876)
Tanzimatın ilanıyla birlikte iltizam usulü kaldırıldığından 20 Ocak 1840 tarihinde Mukataat Hazinesi Miri Hazine (Hazine-i Amire) ile birleştirilerek Hazain-i Amire oluşturuldu. Hazain-i Amire Defterdarı birleştirilen hazinelerin başına getirildi ve yeni usullerin (Tanzimatın) uygulanmadığı yerlerin mali işleriyle görevlendirildi. Defterdarlığa Musa Saffeti Efendi getirildi. Tanzimatın uygulandığı yerlerin mali işleri, gönderilecek muhassılların yazışmalarıyla ilenmek üzere hazine-i amire defterdarlığıyla aynı seviyede olmak üzere “Umur-ı Maliye Nezareti” yeniden kuruldu. Bu sırada başta Tanzimatın uygulandığı bölgelerin yeni kurulan muhasıllarca gönderilen vergi gelirleri olmak üzere diğer bazı gelirleri de tahsil eden yeni bir hazine ortaya çıktı.
Ancak dha sonra Hazinelerin tamamının birleştirilmesiyle ve tek hazine sistemine dönüş gerçekleştirildi. 25 mayıs 1840’ta üç hazine (Hazain-i Amire, Maliye Hazinesi ve Hazine-i Redif) kaldırılarak tüm gelir ve giderlerinin Hazine-ş Celile-i Maliye’de birleştirilmesine karar verildi. Böylece Osmanlı Devleti’nde 1793’ten beri devam edegelen çok hazine dönemi kapanarak tek hazine-tek bütçe sistemi tekrar benimsenmiş oldu. Böylece mali teşkilat ve hazineler Umur-ı maliye Nezareti adıyla bir idarede birleştirildi. Maliye Nezareti de tekrar bağımsız ve maliyenin tek sorumlusu durumuna getirilmiş oldu.
1858 yılında çıkarılan Eyaletler Nizamnamesi mevcut idari birimler arasına karyeleri de dahil etti. Bunun dışında mevcut eyaletler düzenini korumakla beraber valinin yetkilerini daha da artırdı. Bu arada mali işlerin idare ve sorumluluğu mülkiye memurluğuna bırakıldı. 1860 yılında yapılan değişiklik ile, defterdarlık ve malmüdürlükleri lağvedilerek her mahallin maliye işlerinin idaresi görevi ve sorumluluğu o yerin mülkiye memuruna verildi. Hesap işlerin yürütülmesi için yeteri kadar katip ve her eyalete bir muhasebeci tahin edildi. Böylece eyalet valileri ve bağımsız sancak mutasarrıfları emrine mali işler için birer muhasebeci, kaymakamların emrine de birer mal katibi veriliyordu. Bu teşkilat, 1864 tarihli ilk vilayet teşkilatına kadar devam etmiştir.
1861 yılında Abdülmecid’in ölümü ve yerine II. Mahmut’un oğlu Abdülaziz’in padişah olduğu dönemde de mülki idarede Avrupalılaşma yolunda önemli değişiklikler meydana geldi. Bu dönemde görev yapan ıslahat taraftarı iki tecrübeli sadrazam Ali ve Fuat Paşaların eyaletlerde ıslahat yapılarak vilayet usulünün ihdası da dahil olmak üzere gerçekleştirilen değişikliklerde büyük hizmetleri oldu. Bu çerçevede, İmparatorluğun Avrupa eyaletlerinde kaynaşan halkı ve onları destekleyen Avrupa devletlerini de tatmin edebilmek için Fuad Paşa2nın girşimi ve idaresinde bir Vilayat Nizamnamesi hazırlandı. Osmanlı devletini Fransız departman sistemine benzetilerek vilayet, liva (sancak), kaza, nahiye, köy gibi idari taksimata tabi tutan, valilerin faaliyetini önemli sınırlamalara tabi kılmak suretiyle merkezden yönetim sistemini kabul eden, mahalli seçilmiş meclislerle organların ihdasını sağlamak suretiyle mahalli işlerin görülmesinde istişari nitelikte olmasına rağmen halka az çok bir yer veren, keza seçim esasına dayanan bir idari mekanizmanın kurulmasında atılmış önemli bir adımı ifade eyleyen 7 Kasım 1864 tarihli bu nizamname ile eyaletler kaldırılarak yerine livanın temel birim olduğu vilayet taksimatı getirildi. Mithat Paşa’nın Valiliği sırasında Tuna Valiliği’nde başarılı sonuçlar alması üzerine vilayet usulünün merkeze bağlı diğer bazı vilayetlerde de uygulanmasına karar verildi. Bu değişikliklerle Osmanlı Devleti’nin sonuna kadar devam edecek olan İstanbul dışındaki vilayet idaresinin temeli atılmış oldu. 1864 yılında hazırlanıp 1871 yılında bütün imparatorluğu kapsamak üzere İdare-i Umumiye-i Vilayet Nizamnamesi ile esaslı değişikliğe tabi tutularak yeniden yürürlüğe konulan bu nizamname ile, Islahat Fermanı’ndaki ifadeye uygun bir surette merkezden yönetim sisteminden halkın da idareye iştirakini sağlayacak bir yerinden yönetim sistemine doğru gidişi sağlayacak tarzda gerek valilerin ve gerek seçilmiş meclislerin yetkilerinin artırılması yoluna gidildi.
Vilayetin mülkiye, maliye ve zaptiye işlerinin nezareti hukuki hükümlerin yerine getirilmesi valilere yer verildi. Vilayetlerde muhasebecilikler kaldırılarak yerini tekrar defterdarlıklar aldı. Muhasebecilikler sancaklarda kaldı. Defterdarlar valinin emrinde olmakla beraber görevlerinden dolayı aynı zamanda Maliye Nezaretine karşı doğrudan sorumlu idiler.
Meşrutiyet Dönemi (1876-1922)
Bu dönemde Bab-ı Ali yani hükümet sadaret makamından başka şu dairelerden kurulu idi. Hariciye, dahiyle, Adliye, Harbiye, Bahriye, Maliye, Maarif, Nafia ve Ticaret, Şura-yı Devlet Riyaseti, Meşihat-ı İslamiye (Seyhülislamlık) ve Evkaf. Maliye Nezareti 1293 Kanuni Esasisinin ilanını takiben 40. maddesi uyarınca hazırlanan “Maliye Nezareti Heyetinin Teşkilatıyla Vezaifini Şamil Nizamname” ile yenibaştan düzenlendi. Yine aynın günlerde Nezarete bağlı müstakil bir idare olarak aşar ve Ağnam Emaneti ile vilayetlerde Emine bağlı aşar ve Ağnam Nazırlık ve Müdürlükleri kuruldu.
22 Ocak 1880 tarihli bu nizamnameye göre Maliye Nezareti “Heyet-i Merkeziye” (Merkez Teşkilatı) ve Heyet-i Mülhaka (Taşra Teşkilatı) olarak iki kısam ayrılmıştır. Bunun yanı sıra, müstakil birer idare olan vergi, rüsumat, ağyar ve ağnam emanetleri ile Meskukat-ı Şahane Müdüriyeti Nezaretin şubeleri arasında yer almaktadır.
Bu arada 1877 yılında Dahiliye Nezareti tekrar kurulmuş ve vilayetler bu nezarete bağlanmıştır.
Valiler Padişah tarafından tayin edilmekte, askerlik ve adalet dışında yürütme kuvvetini bütün alanlarda temsil etmektedir. Vergilerin usulü gereğince toplanmasını sağlamak, vergi konusunda vilayetin gücünü artırmak valinin görevleri arasındadır.
Defterdar valinin maiyetinde olarak taşra idaresini yönetmektedir. Sancakların başındaki mutasarrıflar da vali gibi padişah tarafından tayin edilmekte mevzuatta belirtilen mülki, idari ve mali hususları yerine getirmektedir. Maiyetindeki muhasebeci kendisine mali hususlarda yardımcı olmaktadır. Kazanın başındaki kaymakam Dahiliye Nazırı tarafından tayin edilmekte, maiyetindeki malmüdürü mali işleri görmektedir.
Vilayetteki defterdarlık teşkilatı, vilayet dahilindeki devlet emval ve emlakinin idare ve muhasebesiyle gelirlerinin tahsilini temin ve yapılması gereken giderleri tespit ve tahakkuk ettirerek hak sahiplerine ödenmesini sağlar. Defterdar vilayet idare meclisinin tabii üyesidir.
Cumhuriyet Dönemi:
1920 yılından Cumhuriyetin ilan edildiği 1923 yılı sonuna kadar bütçeler zamanında hazırlanıp uygulanamadı. Geçici Bütçe ve avans kanunlarının verdiği yetkiler ile harcamalar yapıldı. Sadece bütçeyle ilgili hususları içeren ilk bütçe 1 Haziran 1926’dan itibaren yürürlüğe girmek üzere, 1926 yılında kanunlaştı. Bu kanunla, herhangi bir kadroya dayanmadıkça veya herhangi bir kanun veya bütçe ile belirtilmedikçe, hiç kimseye maaş veya ücret ödenemeyeceği ifade edildi.
Böylece, hangi teşkilat veya Bakanlıkta hangi kadroların kaç adet bulunduğu ve bu yılki maaşları bütçe kanunlarıyla belirlenmeye başladı.
1929 yılında çıkartılan Devlet Memurları Maaşatının Tevhit ve Teadülüne Dair 1452 sayılı Kanuna ek 2 no’lu cetvel ile devlet teşkilatının tümü ve bu arada maliye Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatı yeniden düzenlenmiş ve isimlendirilmiştir. 1452 sayılı Kanunla yapılan bu düzenleme teşkilat kanunu hükmünde kabul edilmiştir. Bu nedenle birimlerin görev ve yetkileri düzenlenmemiş olmakla beraber Cumhuriyet döneminde Maliye Bakanlığı ve diğer bakanlıkların ilk toplu teşkilat düzenlemesinin bu kanunla yapıldığı söylenebilir.
Teşkilatı düzenleyen ve değişiklikleri ifade eden başkaca bir metin olmamakla beraber, kadro unvanlarının incelenmesinden, Bakanlığın merkez teşkilatında önemli bir değişiklik olmadığı sadece tuz tekelinin idaresi için merkezde Tuz İnhisarı İdaresi Umum Müdürlüğü’nün kurulduğu ve taşrada ona bağlı Tuz İnhisarı Müdürlüklerinin oluşturulduğu görülmektedir.
Taşra teşkilatında ise defterdarların muhasebe müdürlüğü görevini merkez malmüdürlerine devrettiği, tahsil memurluklarının varidat müdürlüğü kalemlerinden ayrılarak bir tahsil müdürünün yönetiminde ayrı bir tahsil heyeti kurulduğu, varidat kalemlerinin ise sadece tarh ve tahakkuk işlemleri ile görevlendirildiği; tuz, balık ve pul teşkilatının tuzla ilgili kısmının tuz inhisar müdürlüklerine, balıkla ilgili kısmının av vergileri müdürlüğüne, pulla ilgili görevlerinin pul tetkik memurlarına verildiği anlaşılmaktadır.
1933 yılında 2265 sayılı kanunla, vergi gelirlerinin 1/3’ünün elde edildiği İstanbul Maliye Teşkilatı özel olarak düzenlendi. 1936 yılında yeniden değiştirilen bu düzenlemeyle ilk defa İstanbul’da çeşitli semtlerde ayrı ayrı varidat (gelir) tahakkuk ve tahsil daireleri açılması öngörüldü. Varidat tahakkuk dairelerinde müdür ve ona bağlı tahakkuk müfettişleri ve memurlar, tahsil dairelerinde de müdür ve ona bağlı tahsil müfettişleri ve memurlar görev yapacaktı. Ayrıca İstanbul’da vilayet muhasebeciliği, Pul Müdürlüğü, Av Vergileri ve Milli Emlak Müdürlükleri kuruldu.
Darphane ve Damga Matbaası müesseseleri Darphane ve Damga Matbaası Müdürlüğü adı altında birleştirildi. İstanbul’da kaybolmakta olan birçok devlet haklarının kurtarılması ve gerek Hazinenin ve gerekse emlak cephesinde büyük miktarlara ulaşan alacaklarının takibi için İstanbul Muhakemat Müdürlüğü kadroları sözleşmeli Hazine Avukatları ile güçlendirildi. Böylece Maliye teşkilatında ilk defa bu kanunla İstanbul’da kullanılmak amacıyla, gelir tahakkuk müdürü emrinde çalışmak üzere tahakkuk müfettişi, tahsil müdürü emrinde vilayet ve kaza tahsil müfettişi, pul müdürü emrinde pul müfettişi, vilayet emlak müdürü emrinde emlak müfettişi ünvanlı kadrolar ihdas edildi. Sözleşmeli Hazine Avukatı istihdamı imkanı getirildi. Bu düzenlemeler, birkaç küçük tadilat ile gümrük ve tekel idarelerinin ayrılması dışında, Maliye Bakanlığı’na ait ilk Teşkilat Kanunu’nun çıkartıldığı 1936 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.
Maliye Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı 1950 yılında 5655 sayılı Kanunla tekrar düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle, Tahsilat Genel Müdürlüğü’nün merkez ve taşra teşkilatı, Gelirler Genel Müdürlüğü adı altında bu genel müdürlüğün merkez ve taşra teşkilatıyla birleşmiştir. Bu birleşme neticesinde, tahakkuk ve tahsilat şube şeflikleri vergi dairesi müdürlüklerine dönüşmüş yeni Gelir, Kurumlar ve Esnaf Vergileriyle Vergi Usul Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte vergi daireleri vergi ile ilgili bütün birimleri (tarh, tahakkuk, tahsil) içinde toplamış; takdir işlemleri için Takdir Komisyonları kurulmuş, vergi yargısı birimleri (İtiraz ve Temyiz Komisyonları) yeniden düzenlenmiş ve güçlendirilmiş, dolayısıyla vergi sistemi ve teşkilatı reforme edilmiştir. Böylece illerde gelir müdürlerinin yanı sıra, defterdara bağlı olarak görev yapmak üzere iller ile gerekli görülen ilçelerde bağımsız vergi dairesi müdürlükleri kurulmaya başlanmıştır. Ayrı vergi dairesine gerek olmayan ilçelerde vergi dairesi (bağımlı) görevini malmüdürlüğü yürütecektir.
Bu çerçevede günümüzdeki, Maliye Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı yapısının esas itibarıyla 1936 yılında tesis edildiği, 1942, 1946 ve 1950 yıllarındaki değişikliklerle yapının tamamlandığı, merkez ve taşra teşkilatının, (1983’te Hazinenin ayrılması ve aynı yıl Gümrüklerin gelip 10 yıl sonra gitmeleri dışında) önemli bir değişiklik olmaksızın bu yapısını günümüze kadar muhafaza ettiği, bağlı ve ilgili kuruluşların sayısında ise devlet teşkilatındaki değişikliklere paralel olarak azalma ve artmalar görüldüğü ifade edilebilir.
1983 yılında, Devlet teşkilatında Bakanlıklar ile bağlı kuruluşları itibariyle büyük bir re organizasyona gidilmiş ve köklü değişiklikler yapılmıştır. Dolayısıyla Maliye Bakanlığının merkez teşkilatı da büyük değişikliğe uğramıştır. Son olarak 20/08/1993 tarih ve 516 sayılı K.H.K ile de Maliye Bakanlığı’nın merkez teşkilatında yapılan bazı değişikliklerle birlikte taşra teşkilatı 1936 yılından sonra ilk defa yeniden düzenlenmiştir. Ancak 516 sayılı K.H.K’nin Anayasa Mahkemesince iptali üzerine, 19/06/1994 tarih ve 543 sayılı K.H.K ile 516 sayılı K.H.K’de yer alan düzenlemeler tekrar yürürlüğe konulmuştur.
Buna göre, 13/12/1983 karar tarihli Maliye Bakanlığı’nın Teşkilat Ve Görevleri hakkında 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de değişiklikler yapılmış ve 178 sayılı K.H.K’ye eklenen maddelerle; Defterdar, bulunduğu ilde Maliye Bakanlığı’nın en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri olup, işlemlerin kanun hükümlerine göre yürütülmesi, denetlenmesi, merkez ve taşradan sorulan soruların cevaplandırılması, kanuna aykırı hareketi görülenler hakkında takibatta bulunulması, atamaları ile ait merkez ve bağlı ilçeler maliye memurlarının sicillerinin tutturulması ile görevli ve sorumludur şeklinde ifade edilerek, defterdarlık birimlerinin, defterdarın yönetimi altında gelir, muhasebat, milli emlak ve muhakemat birimleri ile personel müdürlüğünden oluşacağı, büyükşehir belediye sınırları içinde ayrıca ilçe teşkilatı bulunan il merkezlerindeki ilçe malmüdürlükleri dışındaki birimlerin doğrudan doğruya defterdarlığa bağlı olacağı belirtilmiştir.
1960 YILINDAN BUGÜNE DEFTERDARLARIMIZ
VASFI İLTER (05.10.1960-11.09.1967)
ALATTİN KÖSEOĞLU (11.09.1967-01.12.1977)
LÜTFİ NALKESEN (01.12.1977-16.18.1978)
OĞUZ AYDEMİR (16.08.1978-..../.../1980)
HÜSEYİN BALYALI (1980-01.10.1984)
AHMET OVALI (01.10.1984-18.09.1987)
ÖZCAL KORKMAZ (18.09.1987-05.02.1990)
M. AKİF HAMZAÇEBİ (05.02.1990-22.07.1993)
HALİT DEMİR (22.07.1993-11.12.1995)
ALİ KARAARSLAN (11.12.1995-25.07.2002)
BÜLENT AK (26.07.2002-25.09.2002)
RECEP CAN (25.09.2002-26.11.2002)
CEMAL BOYALI (26.11.2002-11.11.2005)
AHMET ÜLKER (11.11.2005-08.06.2006)
HİDAYET ALTINBAŞ (08/08/2006-...........)
Ayrıntı
Benzer Konular İçin
Baş Dön!
...